Yörük Yaşamı
Yörüğün yükünü bir deve götürür,
Sefasını bin deve götüremez.

Yörük, konar-göçer olarak küçükbaş hayvancılıkla uğraşan, kültürü ve sanatı olan topluluklar olarak tanımlanır. Yerleşik hayata geçmeden önce konar-göçer hayatı yaşayan Türkler için yayla, çadır ve küçükbaş hayvan, yaşamlarının en önemli unsurlarından birisi haline gelmiştir. Yaylalar, Yörüklerin doğumdan ölümüne kadar ihtiyacını karşılayan yurtlarıdır. Isparta yörükleri; Saçıkaralı, Karakoyunlu, Sarıkeçili, Fettahlı, Gebiz, Karatekeli ve Aksığırlı, Melli, Karahacılı, Horzumlu, Tüngüşlü, Eskiyürük, Honamlı, Karakoyunlu, Tırtar, Karaçakal ve Kütüklü Yörükleridir.

Yüzyıllarca Orta Asya kültürünün taşıyıcılığını yapan yörükler artık günümüz çağının zorunlu kıldığı değişimler geçirmişlerdir. Bunlardan “uzun göç” ve “kıl çadırda yaşama geleneği” neredeyse terk edilmiş durumdadır. Geçmişte Isparta’dan Antalya, Denizli, Muğla, Aydın, Afyon ve Mersin güzergâhlarında göç ederlerken, bugün bahar ve yaz aylarında Yuvecca ve Anamas Yaylası’na çıkarlar, kış aylarında ise Isparta Atabey’de yaşarlar.

Türk kültür yapısı içerisinde önemli bir yere sahip olan Yörüklerin yaşam biçimlerinde meydana gelen değişimler sonucunda sürdüre geldikleri birçok uygulama, değer ve ritüel ya farklılaşmakta ya da ortadan kalkmaktadır. Bu değişim ve yok oluş kültürel miras açısından, değerlendirildiğinde, geçmişi kavramada ve geleceği anlamada sadece Anadolu kültürü açısından değil aynı zamanda dünya kültürü açısından da büyük bir önem taşımaktadır.